23 Aralık 2010 Perşembe

Dün gece saat 01.00: özledim diye mesaj alırım...
01:0bilmem kaç: mesajlar ilerledikçe bir sorun olmadığını anlarım.
01.30 elektrikler kesilir.

bu gece 01:08: ben hala sevilmeye alışamamış, ben hala sevilmeye bir beden küçük.
kıç beyin kendine dert mi arıyorsun diye düşünürseniz ben böyle bir derdiniz olsun ki anlayın demeyeceğim bile...

18 Aralık 2010 Cumartesi

Mükemmel olmak istiyorum. Hayatı planlı, her şeyi yoluna sokmuş, geleceği hazır, gelecekte bekleyenler hep güzel, çevremdeki insanlar da mükemmel, kedisi kaka yapmayan -ama sağlıklı olan- erkeklerin pipilerinin ben istemediğim sürece varolmadığı, kadınların safinaz,leyla olmadığı,şöforlerin burun karıştırmadığı,new york istanbul arasının 3 saat olduğu,özlü sözlerin yasaklandığı, herkesin basit,insan gibi günlük konuşma dilinde yaşayıp ama mükemmel olduğu benim mükemmelliğimi bozacak hiç bir sorunun varolmadığı bir hayata sahip olmak istiyorum...

Bi yer var mı bildiğin?

10 Aralık 2010 Cuma

dostum senin tek sorunun kafanla kıçının yer değiştirmesi...

Dün akşam sınıftan bir arkadaşımdan telefonuma mesaj geldi...

o: slm.müsaitmisin
ben: evet
o: sınıfta yüzümüze baktığın yok mesajlarda bizi hatırlıyosun.

?

okulumu seviyorum işte bu yüzden sırf bu yüzden böyle tersten yaşandığı için her şey.
..

4 Aralık 2010 Cumartesi

https://twitter.com/nurgokce

Çok heyecanlı bi hayatım var malum aktarmasıda zor oluyor böyle internetin bütün kollarından yaz yaz bitmedi...

12 Kasım 2010 Cuma

Hayatınızdaki o yoğunluk işte böyle zamanlarda güzel. Benim gibi hayatınızın hayal kırıklığını yaşıyorsanız, o yoğunluk yaşadığınız şokun hissini
azaltıyor, azaltıyor, azaltıyor.. Siz, 7.4 şiddetinde deprem yaşayan Japon binalarına benziyorsunuz.. veya binadan dışarı çıkınca, ne depremdi heheh deyip gülümseyen çekik gözlülere... bunların arasından o acıyı hissetmek isteyen çıkabilir, "farkında olmak isteyen".. bi ben çıkabilir.

anlayamıyorum...
tam karşısına geçip bi tarafta resmi, bi tarafta fotoğrafı.. bakıyorum ama algılayamıyorum...
kafamda çizdiğim resme...
o gün o an çektiğim fotoğrafa...

Sanırım algılarsam gerçeği, anlarsam 3.5 senemin nasıl çöpe gittiğini.. aynı zamanda nasıl aptal olduğumu da anlarım, eskisi kadar kendine güvenen bir mahluk olamayacağımı, eskisi kadar çok bilemiyceğimi her şeyi ve diğer hiçbir şey eskisi gibi olmaz diye... beynime söz geçiremiyorum ve algılayamıyorum.

*2010 yılının ilk günü, ilk akşamı eve dönerken montuma gömülüp caddeden değil, bulutların üstünden yürüdüğüm günü...
*hala en güzel yerinde duran ve kokladıkça..yı geçtim, kokusunu hatırladıkça bile ürperdiğim kitabını...
*bana yazıldığını zannedip en dokunulmaz köşelere sakladığım ve başkalarına okutmaya dahi kıyamadığım şiirleri - ahaha beni göt beni değil mi ? - ...

7 Kasım 2010 Pazar

geldi kasım ayları, gevşemiyor gönül yayları, erimiyor göt yağları değişmiyo hayatın hiç bi haltı hep aynı aynı aynı. aylara,günlere,insalara,bakışlara,gülüşlere,sözlere,imalara.. anlamlar yükleyemyin. ben bunu yaptığım günden beridir yaşlanıyorum. sizden biraz daha hızlı. düşünmekten ve sebepsiz insanların tuhaf hareketlerinden sonuç çıkaramamaktan ötürü.. yaşlanıyorum ben. kuaföre gittim 2 saat önce. kadın beni görünce, ki sürekli görür, çok yorgun görünüyorsun dedi. ben. bütün gün evde oturmuşum, sadece kıç büyütmüşüm. yorgun görünüyormuşum ama. geçen sene.. dersaneden bi hocam. iyi görünmüyorsun demişti, yüzüne bak. sanki dünyanın bütün yükü üstünde, bakışlarındaki durumu farkettin mi? etmemiştim ama çok baktım aynaya ondan sonra, anladım neyi kasteddiğini. çok inceledim çekilen fotoğraflarımı. ben, 20 yaşındayım. kasımda doğdum. ama hiç bir fotoğrafım kasım 1990 demiyor, bakışlarım kasım 1990 demiyor. beynim demiyor. yaşından büyük, yorulmuş, parıltısını kaybetmiş.- ki kayıp mı etmiş yoksa hiç mi bulamamış bunu bilmek için bebeklik fotoğraflarımın üstünde çalışıcam - bir insanım. anlamlar yüklemeyin, hiçbir şeye.. sonra benim gibi, çok gülerken herkesin en sert sandığı insan olursunuz, çevresindeki insanların sadece baktığı, bakışlarından ötürü yaklaşmaya çekindiği insan olursunuz.. hocanız derste hayır diyebilmekle alakalı konu açıldığında 2-3 kişiye sorduktan sonra bakıp; "sen hayır diyebiliyorsundur kesin" dediği insan olursunuz. aşık olduğunuz adam bişeyler rica ettikten sonra, özene bözene yapıp yardım ettiğinizde, "sağol" deyip yoluna devam eden o insanın arkasından tek kaşını kaldırıp bakan olursunuz...